Şifalı Bitkiler ve Alternatif Tıp la ilgili olarak kitap yazan İbrahim GÖKÇEK' ten önemli açıklamalar.
Avrupalı; 15-16. Yüzyıl da, Türk (Osmanlı) ve Arap’tan (Endülüs) aldığı ilimle başlattığı Rönesans ile bugünlere geldi. Türk Milletinin 500 yıllık gerilemesinin sebebini doğru teşhis eden Atatürk, Türk Rönesanssını (yeniden yapılanma veya Maturidi ye dönüş) başlattı, fakat “Milli Şef” tarafından bu hareket baltalandı ve milletimiz 80 yıl daha kaybetti.Ben İbrahim Gökçek, ’’Şifalı Bitkiler ve Alternatif Tıp’’ alanında 1000 yıldır geri sayımımıza dur! diyecek bu eseri yazdım. Evet! bu kitabı yazmak için 12 yılı pasif, 15 yılı çok yoğun, yani 27 yıl çalıştım. Kitapta şimdiye kadar diğer kitaplarda olmayan çok şey göreceksiniz. Özeliklerde çeşitli hastalıklara karşı 2091 bitkisel çay harmanları reçetesi, 998 renkli bitki resmi, 334 hastalık resmi, 1276 kimyasal maddelerin açık formülünü bulacaksınız. Bu kitap 3 cilt, 1800 sayfa olup şifalı bitkiler çok yönlü olarak ele alınmıştır, ayrıca hastalıklar ve tedavileri ve de genel bilgilerden oluşmaktadır. Bitkinin Türkçe, Almanca ve Latince isimleri ve halk arasındaki isimleri. Bitkinin drogları (şifalı kısmı), tarihçesi, botanik, yetiştirilmesi, hasat zamanı, birleşimindeki maddeler, birleşimindeki bazı önemli maddelerin açık formülü, tesir şekli, klinik araştırmalar ve sonuçları, klinik araştırmalarına göre kullanılış şekli, komisyon E’ ye göre kullanılış şekli, aroma terapideki yeri, homöpatideki yeri, çayı, çay harmanları, tentürü, posyon’u, eterik yağları, ekstresi, kremi vs. yan etkisi var mı? Bütün bunlar irdelenmektedir. Bu alandaki Türk rönasansını ben başladığım için çok mutluyum.
Ekim 1978 Almanya’ya gittim (hamdolsun 29 yıl kaldıktan sonra geri döndüm) ve tedavi olmak için, doktora gitmeye başladım, fakat nafile. Bunun üzerine kendim 1980′de şifalı bitkiler üzerine araştırmalara başladım. Türkçe yayınlanan kitaplardaki reçeteleri üç yıl denedim ve faydasını göremedim. Umutsuzluğa kapıldığım bir anda Avusturyalı M. T. Allahın Bahçesin…adlı kitabıyla tanıştım. Oradaki bilgilerden bir reçete geliştirdim ve uyguladım vede çok şükür fibromyaljiden (yumuşak doku romatizması) kurtuldum. Bu kitapta derli toplu bir reçete yoktu. 1989′de askerlik yaparken tabak, kaşık, çatal, kazan vb., mutfak eşyasını sadece soğuk suyla çalkalıyorduk, tabi ki bakteriler, virüsler ve mantarlar hemen devreye girer. Besin alerjisine böylece yakalandım.17 senede alerji ile mücadele ettim ve buna karşı Gökçek İksir ve Gökçek Toniği geliştirdim.Hamdolsun şimdi çok iyiyim.
Yaptığım araştırmaları unutmamak için aldığım notların bu alanda yazılan bir çok kitaptan daha kaliteli olduğunu görünce bir kitap yazmaya karar verdim. Manuskiriptimi 1994′de 1996′da 1998′de 2000′de ve nihayet 2002′de olmak üzere sürekli yenileyerek yayınlanabilir hale getirdim. Yayınevleri 5-6 ciltlik bu eserin hem çok ilmi hem de çok geniş kapsamlı olduğunu bu nedenle ekonomik olmadığını söylemektedirler.Bu eser için binlerce Almanca kitap okudum ve 10 bine yakın dergi inceledim, 12 yılda 1000 bitkinin 7000 fotoğrafını çektim, 2 yıl açık öğretime (Bitkisel tedavi uzmanlığı) devam ettim ve tabii en önemlisi önce bu bitki droglarını kendi üzerimde dendim.
Bugün Türkiye de yayınlanan bir çok kitap yığınla yanlışlarla dolu ve hatta internet ki Türkçe metinler dahi çok ilkel, 1000 yıllık eski bilgileri olduğu gibi yayınlıyorlar. Artık Dünyaya şöyle bir bakmanın zamanı gelmedi mi? Lütfen birazda olsa ilim olsun! Bu eserin en önemli farkı başta ABD, Almanya, Fransa, İngiltere, Rusya, Çin, Japonya, Hindistan, İsrail gibi ülkelerde 1000 den fazla üniversite kliniğinde yapılan tedavi denemeleri, araştırmaları, değerlendirmeler ve sonuçları kaynakları ile verilmektedir yani bugüne kadar yazılan kitaplarda olduğu gibi mişli muşlu masalsı değildir.Bazı dostlarım insan 27 yıllık bilgi birikimini yayınlar mı?diyorlar. Evet Almanya da eczanelerden aldığım şifalı bitkilerin menşeinin Akdeniz, Balkan, Doğu Avrupa, Güneydoğu Asya, Afrika ve Güney Amerika ülkelerinin olması ve Türkiye den çok az şifalı bitki gitmesi beni üzüyordu. Türk Milletinin bu alanda bilgi, ticaret ve güce sahip olabilmesi için geniş ve derin bilgi vermeye çalıştım.
Ben geniş bilgi vermek zorundayım, zira kekik deyince hangi kekik akla geliyor. Türkiye de 52 tür kekik yetişmektedir ve bunlardan sadece hakiki kekik otu (Thymus. v. ) sinüzit ve bronşite karşı kullanılır, diğerlerinin özelikleri ise henüz incelenmemiştir. Ak kekik (Toros kekiği) en az hakiki kekik kadar etkili olmasına rağmen üzerinde her hangi bir araştırma yapılmamıştır. Türkiye de 83 tür adaçayı yetişmektedir ve bunlardan sadece şifalı adaçayı (Salvia o.) şifa maksadıyla kullanılabilir ve bu bitki yazın en hararetli aylarında dahi harareti düşürür. Alıç’ın Türkiye de 90 türü yetişmektedir ve bunlardan sadece loplu veya dişli Alıç kalp ve kan dolaşımı rahatsızlıklarına karşı kullanılır. Kılıç otunun bilinen 400 türü mevcuttur ve bunlardan sadece (Hypericum p.) sinirlilik, depresyon, korku ve iç huzursuzluğa karşı kullanılır.Türkiye de bana dahi bazı aktarlar benim istediğim değil, kendi istedikleri bitkileri satmaya kalktılar.Bu kitapta adı geçen şifalı bitkileri çevrenizden temin etmeye çalışırsanız.Büyük bir hayal kırıklığına uğrayabilirisiniz.Burada adı geçen bazı bitkileri biz yurtdışından getirtiyoruz.İnşallah ileride yurtdışından bitki getirmemize gerek kalmaz, çünkü Türkiye de hemen hepsi yetişebilir.
Gökçek iksir: Bu iksir 26 yıllık bir tecrübenin ve araştırmanın ürünüdür ve bildiğiniz bütün egzotik ürünlerden daha etkili vede oldukçada ucuzdur. Gökçek İksiri vücudumuzdaki kolesterol, lipid, ve trigliserid gibi zararlı yağları eritir, yüksek tansiyonu önler ve kandaki şekeri düşürür vede vücudu cüruftan (Cüruf nedir?’e bak) temizler. Doku ve bağdokusundaki cürufları eritir ve burada yuvalanmış mikroplar açıkta kalır ve bağışıklık sistemi böylece daha önceden ulaşamadığı mikroplara ulaşır ve yok eder.
Gökçek İksir: Beyin kanaması, kalp krizi, kronar yetersizliği, kistler, lenf bezelerindeki şişme, yağ bezeleri, damar sertliği gibi bir çok rahatsızlığı önler, vücuttaki bakteri, virüs ve mantarları yokeder, cinsel güçü artırır ve sindirimi kolaylaştırır. Her türlü iltihaplı hastalıkları iyileştirir. Gökçek İksiri doğduğunuz günden yaşadığınız ana kadarki bütün hastalıkları kademeli olarak iyileştirir. Gökçek İksir sadece sarımsak, sirke ve limon’dan oluşsa mideye zarar verir. Bana ait bir buluşla (BK, GK, MK ve ZYE) hem mideye zarar veren bu yan tesirini önledim, hemde mideyi koruyucu güçlendirici, gastrit ve hatta ülseri iyileştirici hale getirdim ve de sarımsağın kokusunu yok ettim.
Gökçek Tonik: Bu bildiğimiz lahana suyun değildir, birleşiminde ayrıca bazı şifalı bitkiler (KM, YD, AB, LS, AK, SÜ) bulunur. Bu nedenle sadece lahana suyu olarak anlaşıldığı için Gökçek Tonik olarak isim değişikliği yapmak zorunda kaldık. Mide ve bağırsak rahatsızlıklarına karşı en ideal ve en doğal üründür Metilmetioninsulfoniumbromit ve sütasidi bakterileri içerir ve bu bağırsaklardaki zararlı bakterileri ve mantarları yok eder. Böylece mide ve bağırsaklardaki iltihabı (gastrit, enterit) ve ülseri önler.Normal olarak B12-Vitamini sadece hayvansal besinlerde bulunur, Gökçek Tonik bu alanda B12-Vitamini içeren ayrıcalıklı tek üründür.
Gökçek Tonik başta allerji, kaşıntı, oburluk, bağırsak ve deri mantarı vede mide-bağırsak rahatszılıklarından; gastrit (midemukazası iltihapalanması ), ülser (mide yarası ), reflü, enterit (incebağırsak iltihapalanması ), kolit (kalınbağırsak iltihapalanması ), ülseratif kolit, Morbus Krohn, hazımsızlık ve şişkinliğe karşı kulanılır. Ülseratif kolit kronik ve periyodik olarak ağırlaşan kalın bağırsak iltihaplanmasıdır. Kalın bağırsak mukozasının genellikle yüzeyi iltihaplanır ve ülsere (yara) dönüşür ve hafif kanamalı şekilde kendini beli eder. Hastalığın tipik belirtisi kanlı feces, ishal ve karın ağrısıdır. Ülseratif kolit Morbus Krohn hastalığına çok benzer ve bir birinden ayrılmak oldukça zordur.
Gökçek Diyet: DS, SL, MY, AK ve KK gibi şifalı bitkilerden oluşur. Gökçek Diyet cüruf çözücü ve bağışıklı sistemini güçlendiricidir. Bu dört bitki DS, SL, MY, AK ve KK antiviral (virüsleri öldürücü, yok edici), antibakteril (bakterileri öldürücü) ve antimikotik (mantarları öldürücü, yok edici) özeliklere sahip bir şifalı bitkilerdir. Bu şifalı bitkilerin ortak özeliği kolesterol, lipid ve trigliserid gibi yağları eritici vücudu temizleyici ve zayıflatıcı özeliklere sahiptir. Gökçek Diyet diğer diyet ürünlerinden farklı olarak doğal ve yan etkisi yoktur. Kişi uzun süre alabilir, herhangi bir problem olmaz. Gökçek Diyetinin birçok özeliği Gökçek İksire benzer, farkı zayıflatıcı olmasıdır.
Gökçek Diyet: Bizim diyet şeklimiz diğerlerinden farklıdır. Gökçek Diyete Peynir asla yenmemelidir, çünkü asitleşmeye sebep olur. Asidoz nedeniylede vücuttaki mineraller asidi nötrleştirmek için kullanıldığından kişide mineral yetersizliği görülür. Tabii ki mineral yetersizliği kişide bir çok problemin ortaya çıkmasına sebep olur. Ve bunların başında asidi nötrleştirmek için harcanana oksijen kişide dermansızlık, halsizlik ve yorgunluğa sebep olur. Aşırı kalsiyum harcandığından kemik erimesine sebep olur. Bu nedenle peynir asla yenmemelidir. Et ve et mamulleri de peynir kadar olmasa da asidoza sebep olur bu nedenle haftada en çok 2 defa et ve et mamulü yenmelidir. (Hastaların 5-6 ay et ve et mamulleri yememeleri gerekir, vücuttaki asidin atılabilmesi için)
Siyah çay ve kahvede bağırsak mukozasını kurutur, bu nedenle bağırsaklar vitamin, mineral, enzim, glikoz vb.., besleyici maddeyi değerlendiremez, çünkü besleyici maddeleri pompa gibi emerek alan visüler kanallar kurur ve görevini yapamaz. Kola ve fanta gibi içecekler aşırı oranda şeker içerir, bu şekerde bağırsak mantarlarının hızla çoğalıp yayılmasına ve de kemiklerin erimesine sebep olur. Beyaz un mamulleri (yani kepeksiz undan yapılan ekmek, makarna vs…,) ise mineral ve vitamin içermediğinden bağırsak rahatsızlıklarına ve de vitamin yetersizliğine sebep olur. Gökçek Diyet ismi ile satışa sunduğumuz ürünümüz doğal ve de hiçbir yan tesiri yoktur.
Mononükleoz Enfeksiyonun kendine has özel bir semptomu yoktur. Kan’dan teşhisi enfeksiyonun başlangıç safhasında mümkündür. Hasalık ilerlemişse virüsü teşhisi mümkün değildir. Hastalığa sebep olan Epstein Bar Virüsüne akılı virüste denir. Virüs bağışıklı sisteminin antikor üretmesini durdurur. Böylece virüs onlarca yıl vücutta kalabilir ve sürekli bağışılık ssitemini zorladığından bağışıklık sistemi aşırı zayıflar ve bu nedenle problemsiz yok edilebilecek bakteri, virüs ve mantarlar sürekli çoğalır ve yayılır. Herbalist Tobias Zaum 35 yıllık araştırması sonunda bu virüsün kronik yorgunluk sendromuna sebep olduğunu tespit etmiştir. (Nhp 6.06.418)
Antibiyotik İlaçlar: Mini Atom Bombası Antibiyotik ilaçlar bağırsak florasını bozar. Bağırsak florasında ortaya çıkan aşırı zararlı bakteriler ve mantarların ürettiği zehirli gazlar ve zehirli alkolleri elimine etmek için aşırı oranda B6, B12-Vitamini ve Folikasit harcanır. Buda homocystein oranının yükselmesine neden olur. Homocysteini B6, B12-Vitaminleri ve Folikasit Metionine çevirerek zararsız hale getirir. Örneğin penicilin nedir? Penicilin küf mantarlarının üretiği toksik maddedir. Yani küf mantarı diğer canlıları yok ederek kendine yaşam alanı oluşturur. Penicilin aldığınızda vücudunuzdaki faydalı bakteriler ölür ve ölen faydalı bakteriler yerine çok çok tehlikeli olan mantarlar yerleşir. Ve böylece başta alerji olmak üzere birçok hastalı ortaya çıkar.
Almanya başta olmak üzere birçok ülkenin üniversite Klinikleri’nde şifalı bitkilerden elde edilen doğal ilaçlarla (preparatlar) 100 binlerce hasta üzerinde tedavi denemeleri yapılmıştır. Bu tedavi denemeleri sonucu artık bir çok rahatsızlık problem olmaktan çıkmıştır. Örneğin Depresyona karşı Kılıçotun’dan (Türkiye’de bana bile kılıçotu yerine kantaron satmak istediler, dikkat!!!, Türkiye’de satılan kılıçotunun zaten etkisi olmaz, çünkü bitkinin etkili kısmı yaprakları ve birazda çiçekleri, fakat Türkiye’de kavrulmuş gibi kurutulmuş goncaları satılmaktadır. Ayrıca Ginkgo’nun yapraklarından hapı yapılır kurutulup çayı içilirse etkisi olmaz. Geniş bilgi için çaya bak) yapılan haplarla 50 000 hasta üzerine tedavi denemesi yapılmış ve çok olumlu sonuçlar alımıştır. Almanya bitki örtüsü bakımından Türkiye ile karşılaştırılmayacak kadar çok az bitki türü var. Ama Almanlar dünyanın dört bir yanından getirdikleri şifalı bitkilerle 10 milyar dolarlık doğal ilaç üretmekte ve satmaktadırlar, bizdeki çok büyük zenginliğe rağmen milyon dolar bile kazanamıyoruz. Ayrıca yetiştirme zahmetine katlanmadan tabiattaki doğal zenginliğimiz talan ediliyor.